Welcome
  SiteAward
  Personal
  CV/ÖZGEÇMİŞ
  Literary Works
  Scripts
  Play Summary
  Stage
  Novel
  Review
  Story
  Back Cover
  Journey
  Quotations
  Özlü Sözler
  PEN Writers
  Bibliography
  Google Profile
  E-Blogger
  Twitter
  Photo
  Picasa
  Music
  Movies
  Links
  Website
  Contact
 

 
THE BACK COVER COPIES OF THE BOOKS
ARKA KAPAK YAZILARI
 
 

 

ANTIQUARY ARAGO'S DIARY
ANTİKACI ARAGO’NUN GÜNLÜĞÜ
ARKA KAPAK YAZISI
 
 
Olaylar, 1865 yılının Kasım ayında İngiltere'nin en eski kasabası Colchester ve civarında geçer. Gregory Morgan ünlü bir roman yazarıdır. Bir cinayet romanı yazmaya karar verir. Karısı Elizabeth Gregory'ye romanını yazmadan önce bir katille görüşmesi önerisini yapar. Yazar bunu kabul eder ve Milton isimli bir katille hücresinde görüşür. Amacı romanı için faydalı bilgiler edinmek, katillerin felsefesini derinden anlamaya çalışmaktır. Ancak Milton yazara hiçbir şey anlatmaz, onun yerine esrarengiz bir katilin adını ve adresini verir. Bu kişi antikacı Emmanuel Arago'dur…
İngiltere’nin eski ve küçük bir köyü olan Dedham’da, varlıklı bir yazardır kahramanımız; onun zekice ve anlamlı hamleleriyle, büyüleyici sözleriyle kitap boyunca, usta bir katil olan antikacının günlüğüne doğru yol alırız. Gregory Morgan, ünlü bir yazardır, ama uzun süredir bir sözcük bile ekleyememiştir yazdıklarına. Yeni bir roman yazma kararı alır. Bu roman bir cinayeti konu alacaktır… Güzel karısı Elizabeth ona, hiçbir kurgunun gerçeklerden daha üstün ve tam olamayacağını söyler. Morgan, kılık değiştirerek Elizabeth’in babasının yardımı ile bir mahkûmla görüşür. Fakat bu mahkûm onu antikacı dükkânı olan, ama aslında döneminin en profesyonel katili olan Arago’ya gönderir. Artık hikâyemizin konusu olan bir cinayet romanı yazma uğraşı, sayfaları çevirdikçe, eklenen zekice kurgulanmış hikâyeciklerle bir cinayet romanı halini alır…
Ustaca kurgulanmış olaylar dizgesinin yanında felsefi derinliği ile de ayrı bir tada sahip olan Antikacı Arago’nun Günlüğü, yalın ve sürükleyici anlatımıyla yeniliğini hiç kaybetmeyecek etkileyici bir yapıt.
 
ROSES UNDERNEATH PARIS
PARİS’İN ALTINDAKİ GÜLLER
ARKA KAPAK YAZISI
 
1930’lu yılların Paris’inde, dünyanın bu en romantik ve en parlak şehrinde insanların kanını donduracak karanlık bir hikâye yaşanmıştı. Bu roman, hikâyenin kahramanı olan kişinin anısını yaşatmak için yazılmıştır…
Her şey, bir alacakaranlık vakti dar ve kirli bir sokakta yakışıklı bir dilencinin oradan geçmekte olan zarif bir kadından para dilenmesiyle başlar. Genç dilenci, yüksek zekâsıyla kadının bir sırrını ortaya çıkarınca, zengin kadının gizemli dilenciye karşı olan hisleri, nefretle başlayıp kısa bir sürede içerisinde büyük bir saygı ve hayranlığa dönüşür. Bundan sonra olan olaylar, roman kahramanlarının hayatlarını asla tahmin edemeyecekleri bir şekilde değiştirir… Zengin kadının dilenciyle olan dostluğu, onu Afrika’nın Fransız Gine’sindeki vahşi ormanlara, oradaki Bossou Şempanze Araştırma köyüne kadar sürükleyecek ve bu köyde korkunç bir cinayetle ilgili bir sırrı keşfedecektir…
Türk Edebiyatı’nda benzeri olmayan özgün bir yazım tarzı, anlatımındaki filozofça derinlik, dilindeki etkileyici akıcılık, kurgusundaki zekice sağlamlık ve kahramanların sözlerindeki büyüklükle Paris’in Altındaki Güller bütün çağlarda okunabilecek gerçek bir klasik yapıttır…
Bu seçkin romanı okurken, “Âşıklar Kenti” Paris’in sokaklarında ve onun yer altı dünyasında canlı bir şekilde dolaşacak, kentin büyüsü, tesadüflerin gücü ve yaşamın sonsuz gizemi üzerine düşüneceksiniz…
 
THE FIRST SORROWS OF YOUNG WERTHER
GENÇ WERTHER’İN İLK ACILARI
ARKA KAPAK YAZISI
        
1769 yılının Nisan ayında tabiat âşığı genç yetenek ressam Werther Almanya’dan ayrılarak İngiltere’ye gider. Yakın dostu Wilhelm’le mektuplaşmaya başlayarak orada yaşadıklarını onunla paylaşır. Warwickshire kontluğunda rastladığı güzel bir kıza sonsuz bir aşkla bağlanır. Şiirsel ve tasvirlerle dolu zengin bir dili ve üslubuyla Genç Werther’in İlk Acıları bu alevli aşkın sarsıcı bir hikâyesidir.
Genç Werther’in Acıları (Die Leiden des Jungen Werthers) Johann Wolfgang von Goethe’nin ilk ve en güzel romanıdır; 1774’te Leipzig’de yayınlanmıştır. Bu romandan sonra Avrupa’da bir “Werther Modası” başlamış, delikanlılar genç Werther gibi mavi ceket, sarı pantolon, fırfırlı beyaz gömlek giymişler, romanı ceplerine koyarak kendi elleriyle canlarına kıymışlardır. Dünya edebiyatında toplumu böylesine etkilemiş bir eser azdır. Eserdeki olaylar 1771 yılında geçmektedir.
Elinizdeki bu kitap, Goethe’nin bu ölümsüz kahramanının iki yıl önceki maceralarını anlatmaktadır. 1769 yılında geçen olaylar Goethe ustalığında ve Goethe coşkunluğunda son derece derin duygulu, içtenlikli bir şekilde ele alınmışlardır.
Bir 18. yüzyıl kahramanı olan Genç Werther, Lazarus’un İsa tarafından diriltmesi misali 21. yüzyılda kusursuz bir ustalıkla diriltilmiş ve kanlı canlı İngiltere’de dolaşıp yepyeni maceralara yelken açmıştır.
Genç Werther hayranlarının ve edebiyat yaşamlarında henüz Genç Werther’le, onun kibar kişiliği ve duygulu kalbiyle tanışmamış olanların mutlaka okuması gereken bu klasik eser, hiç şüphesiz Dünya Edebiyatının en seçkin yapıtları arasında yer alacaktır. Johann Wolfgang von Goethe’nin ölümsüz anısına ithaf edilmiş olan bu kitabı büyük bir keyifle okuyacak, İngiltere kırlarında, tarihi mekânlarında gezinecek, aşkın yüceliği ve kutsallığı felsefesini cesur ve bilgili roman kahramanı Genç Werther’le birlikte canlı bir şekilde yaşayacaksınız…
 
EYES OF MAGIC
BÜYÜNÜN GÖZLERİ
ARKA KAPAK YAZISI
 
Soylu bir adam, Kont Monteverdi, kumar nedeniyle büyük bir borç altına girmiştir; tek umudu, oldukça çirkin olan kızı Sinyora Vittoria'yı kasabadaki zengin tüccar Domenico'yla evlendirmektir. Bunun için bir büyücüye başvurur ve büyücü de tüccarın saçından bir tutam ister…
Monteverdi’nin uşağı, Pellico, tüccarın berberini tanımaktadır ve tüccarın saçından bir tutam alması için berbere ricada bulunur; ancak berber, bekâr olduğu için ve evlendirilmek istenen kızı güzel ve zengin sandığı için kendi saçını vererek bir kurnazlık yapar. Fakat bu kurnazlık ona çok pahalıya mal olacaktır!..
Büyünün Gözleri On altıncı yüzyıl İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell’arte’ninçok başarılı bir örneğidir; yazar Mehmet Murat ildan’a Kadıköy Belediyesi Ulusal Oyun Yazma Yarışması’nda birincilik ödülü getirmiş bir komedidir. Metni okuyanlar kuvvetli bir şekilde oyunun 16. yüzyılda yazıldığı izlenimine kapılırlar…
Büyünün Gözleri dilbilimci Yurdanur Salman tarafından İngilizce’ye çevrilmiş ve ABD’de "Absinthe - New European Writing" edebiyat dergisinde kısmen yayınlanmıştır. Çeşitli gruplarca sahnelenmiş ve 2004’te Maltepe Üniversitesi Tiyatro Yarışması En İyi Senaryo Ödülü’nü almıştır…
Şiirsel bir akıcılığa, zekice bir kurguya, özdeyişsel cümlelere ve üst-düzey bir edebiyata sahip bu ödüllü oyun hiç şüphesiz dünya tiyatro klasikleri arasında yer alacaktır…
    
MOHANDAS KARAMCHAND GANDHI
ARKA KAPAK YAZISI
 
Bu kitap, tarihte İsa ve Buda gibi mistik şahsiyetlerle kıyaslanmış olan politikacı aziz ve sivil itaatsizlik dâhisi Mahatma Gandi’nin on iki yaşından başlayıp ölümüne kadar ki hayatının olağanüstü hikâyesini büyük bir canlılık içerisinde ve tıpkı Gandi’nin kendi yaşamındaki huzur verici sadelikle anlatmaktadır…
Bütün dünyanın “Mahatma” ya da “Büyük Ruh” diye adlandırdığı Mohandas Karamchand Gandhi’nin hikâyesi aynı zamanda modern Hindistan'ın da hikâyesidir, çünkü Hindistan 1947 yılında onun verdiği büyük mücadeleler sonucunda İngiliz hâkimiyetinden kurtulup bağımsızlığını kazanmıştır…
Hayatı boyunca şiddeti ve modern toplumun materyalizmini reddeden; baskı altında olan insanların, yoksulların ve kayıpların davasını üstlenen; şiddet aleyhtarı direnişi, sivil itaatsizliği, orucu ve dini hoşgörüyü sosyal reformun araçları olarak cesaretle ve inatla savunan ruhani ve karizmatik lider Gandi’nin yaşamı bütün insanlık için paha biçilmez bir deniz feneri olarak sonsuza dek ışık saçacaktır…
Elinizdeki bu kitap, Gandi’nin yaşam felsefesinin özünü ustaca yazılmış ve güzel sözlerle bezenmiş akıcı diyaloglarla vermektedir. Bu “Şiddet karşıtı” felsefenin şan ve şeref dolu günleri güçlü sahnelerle tasvir edilmiş, içi sevgi dolu bir büyük adamın ruhu, arzuları, düşünceleri bütün berraklığıyla ortaya konmuştur…
Dünya Tiyatro Yazını’na değerli bir katkı sağlayacak olan bu klasik yapıtı beğeniyle okuyacak, Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin sarsıcı heyecanını yaşayacaksınız…
                                      
SAKYAMUNİ
ARKA KAPAK YAZISI
 
Milattan önce 6. yüzyılda Siddhartha Gautama isimli soylu bir prens kendisini ve insanoğlunu ıstıraplardan, korkunç acılardan tamamen kurtarmak amacıyla 29 yaşındayken ailesini ve sarayını sessizce terk etmişti. Sakya kralının oğlu Siddhartha yıllarca süren zorlu bir arayıştan sonra “mutlak” aydınlanmaya erişerek Budizm adı verilen ve bugün yüz milyonlarca taraftarı olan yeni bir manevi öğreti oluşturdu. Elinizdeki bu kitap, bu yaygın öğretinin kurucusu Buda’nın, onun doğumunun, evliliğinin, gerçeği arayışının, temel felsefesinin tiyatral bir hikâyesidir…
Buda’nın öğretisinde, kalıplaşmış inançlardan, dogmatik bilgilerden sıyrılarak düşünce yoluyla yeni bilgilere, yeni görüşlere doğru yelken açmanın, “aklı” kullanmanın, insan mükemmelliğine doğru ilerleyişin yolu verilmiştir… Onun öğretisi en güzel biçimde şu sözlerde mevcuttur: “Kendin kendine ışık ol, kendi dışında hiçbir şeyde, hiç kimsede ya da güçte sığınak arama, kendine gerçeği ışık yap…”
Mehmet Murat İldan’ın “Sakyamuni Buda” isimli eseri, Dünya Tiyatro Yazını’nda Buda’nın doğumundan ölümüne kadarki yaşamını anlatan tek oyundur. Sadeleştirilmiş bir Budizm felsefesiyle, edebi üslubundaki zarafetiyle, sözlerindeki huzur verici sakinliğiyle ve Türk Tiyatrosu’nun evrensel boyutunu genişleten “zaman-üstü” yapısıyla bu Klasik Tiyatro yapıtını okurken maddi dünyanın sığ sularından uzaklaşıp ruhsal dünyanın derinliklerine doğru içsel bir dalınç yapacaksınız…
 
ALCHEMIST'S WIFE
SİMYACININ KARISI
ARKA KAPAK YAZISI
 
1625 yılıydı; Londra’da bir kilisede, çarmıha gerilmiş İsa heykelinin etrafında mumlar yanmakta, dışarıda gök gürlemekte ve şiddetli yağmur yağmaktaydı… Yağmurun romantik sesleri altında, Henry Cornelius isimli bir rahip, Emily Hesketh adındaki güzel bir kadın tarafından günah çıkartma odasında baştan çıkarılmaya çalışılmaktaydı; rahip, kadını çekici bulmakla birlikte kafası çok karışmıştı…
Güzel kadın gittikten sonra Cavendish isimli çirkin bir simyacı günah çıkartma odasına girer ve kadının kocası olduğunu söyler. Simyacı, karısının şehvet düşkünü bir kadın olduğunu ve bir rahibi kandırmaya çalışarak Tanrı'ya kafa tutmak, Tanrı'yı alt etmek istediğini söylese de rahip Cornelius bunlara hiç inanmaz…
Simyacı Cavendish, William Shakespeare'in bir oyununa gitmesi için rahibe tavsiyede bulunur, bu oyunun onu ikna edeceğini söyler. Rahip, Shakespeare tarafından yazılmış ancak daha önce hiç bilinmeyen bu yeni keşfedilmiş oyunu seyretmeye gider. Oyunun ismi Bir Yaz Gecesi Kâbusu'dur; 1595 yılında, Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndan hemen sonra yazılmıştır ve Shakespeare’in ölümünden dokuz yıl sonra Globe tiyatrosunda sahnelenmeye başlamıştır. Shakespeare’in bu 40. oyunu Emily Hesketh’in kaderini belirleyecektir…
Simyacının Karısı yüksek edebiyat içeren zekice kurgulanmış bir oyundur. Goethe’nin Faust eserindeki gibi doğaüstü bir içeriği vardır. Yazar Mehmet Murat İldan’ın bu klasik eseri 150 yıllık Türk Tiyatro Tarihi’nde “benzersiz” bir üslubu yansıtmakta, daha önce hiç işlenmemiş özgün bir konuyu ele almakta ve kullanılan üst düzey edebiyatla da tiyatronun çıtasını yükseklere taşımaktadır…
Dünya tiyatro klasikleri kalitesindeki bu yapıtı okurken bilinmeyen dünyalara yolculuk edeceksiniz…
 
AN ADMIRER OF MACHIAVELLI
BİR MAKYAVELLİ HAYRANI
ARKA KAPAK YAZISI
 
         Bağımsız bir milletvekili adayı, Cemal bey, sekreteri Cahit beyle birlikte seçim kampanyası çerçevesinde bazı köyleri ziyaret eder. Cemal bey, Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist ve “Prens” adlı eserin ünlü yazarı Niccolò Machiavelli’nin sıkı bir hayranıdır; seçim kampanyası sırasında da Makyavelist davranış ve düşünceler sergiler…
         Elinizdeki bu tek perdelik komedi Makyavelizm’in bir eleştirisidir. Bu felsefenin temelinde, esas olan şeyin amaçlar olduğu, bu amaçlara hangi yoldan ulaşıldığının ise o kadar önemli olmadığı fikri yatar. Cemal bey de her türlü ahlak yasasının hiçe sayıldığı bu siyasi görüşün usta ve acımasız bir uygulayıcısıdır…
         Mehmet Murat İldan’ın bu yapıtı çeşitli gruplarca sahnelenmiştir. Yazar İldan’ın bütün eserlerinde görülen özdeyişsel sözler, Şekspiryen cümleler, alaysılama, zekice cevaplar ve dil ustalığı bu oyunda da sıklıkla göze çarpar. Çağdaş Türk Tiyatrosunun repertuarına önemli bir katkıda bulunacak olan bu değerli yapıtı zevkle ve keskin düşüncelerle beslenerek okuyacaksınız…
 
ALL BEGAN WITH MARIANNE
HER ŞEY MARİANNE’LA BAŞLADI
ARKA KAPAK YAZISI
 
2000 yılıydı; her şey, “Âşıklar Kenti” Paris'te 6. bölgedeki Luxembourg parkında  başlamıştı…
Genç Marianne, güzel ve yetenekli bir oyun yazarıdır. Parkta yanına Antoine isimli bir avukat oturur. Antoine bir gazetede evlilik ilanlarına bakmaktadır ve önceki gün bu ilandan bulduğu sarışın bir kadınla buluşmayı beklemektedir…
Bir süre sonra sarışın kadın Silvia buluşma yerine gelir. Ancak ilandakinden oldukça farklıdır. Bu duruma sinirlenen Antoine parkı terk eder. Az sonra, Marianne'ın yakın arkadaşı Charlotte gelir; buluşmaya gecikmiştir. Marianne, Charlotte'tan bir ricada bulunur. Buna göre Charlotte bir evlilik ilanı verecek ve aynı parkta Antoine'la buluşacaktır. Marianne, Antoine'dan hoşlanmıştır ve onunla ilgili arkadaşı aracılığıyla bilgi edinmek istemektedir... Bu andan itibaren her şey bir “Yanlışlıklar Komedisi”ne dönüşür…
Yazar Mehmet Murat İldan’ın “Her Şey Marianne’la Başladı” eserinde Alfred de Musset’nin oyunlarındaki sevimlilik, William Shakespeare güldürülerindeki ustaca kurgu ve Jean Baptiste Moliere’in komedilerindeki tatlı hava vardır…
Zevk alarak tek solukta okunabilecek, akıcı bir dille ve güzel bir üslupla yazılmış çok keyifli bir komedi…
 
LOVERS OF SAMOS ISLAND
SİSAM ADASI ÂŞIKLARI
ARKA KAPAK YAZISI
 
Sisam Adası Âşıkları:“Öyküdeki olaylar, Sisam adasının karşısındaki koyda kamp yapan üniversiteli dört gencin denizde bir şişe bulmalarıyla başlar… Bu esrarengiz şişe onları karşıdaki yeşil adaya kadar götürecek ve oradaki genç Yunanlı âşıkların yaşamlarını derinden etkileyecektir…”
Napoli’de Balayı:“10 Ağustos 1945 günü, İstanbul’un tarihi bir sokağında, fötr şapkalı ve takım elbiseli bir adam küçük bir sahaf dükkânına girer… Karşı apartmandaki cinayeti soruşturan bu detektif, birkaç yıl sonra kendisini Napoli’ye kadar götürecek olan tuhaf gelişmelerin akışına kapılacaktır…”
Sekoya Çiçeği: “Ege’nin Gümüldür beldesinin doğusunda, Klaros antik kentinin bulunduğu Ahmetbeyli köyüne yakın yerdeki bir çiftlik evinde cereyan eden olayların hikâyesidir Sekoya Çiçeği… Çiftlikte tek başına bir yazar yaşamaktadır; komşuları onu ziyarete geldiklerinde tatsız bir sürprizle karşılaşırlar…”
Bu kitap, birbirinden ilginç 14 özgün öyküden oluşmaktadır. Bunların arasında “Kara Sinek” gibi ödül almış; “Ölümsüz Yarış” ve “Nuh’un Gemisi” gibi övgüye değer bulunmuş ve “Sisam Adası Âşıkları” gibi tiyatroda sahnelenecek olan öyküler de vardır. Özellikle kısa öyküler, Türk öykücülüğünde benzersiz bir tarzı temsil etmekte; yer yer, Zen ustalarının hikâyelerinde olduğu gibi zihinlere bir aydınlanma esintisi vermekte ve kimi zaman da Amerikalı ünlü hikâye yazarı O’Henry’nin umulmadık bir biçimde noktalanan öykülerini çağrıştırmaktadır…
Yüksek ve klasik edebiyatın çağdaş temsilcilerinden yazar Mehmet Murat İldan’ın bu öykülerinde yaşamın derin anlamını, sevginin sıcaklığını, Türk-Yunan dostluğunu, bir cinayetin aydınlanışını, “bütünün” güzelliğini, insan hırsının kaynağını, şeytan ve meleğin tuhaf arzularını, bir işçinin öfkesini ve kara bir sineğin insana dair fikirlerini keyifle okuyacaksınız…