Welcome
  SiteAward
  Personal
  CV/ÖZGEÇMİŞ
  Literary Works
  Scripts
  Play Summary
  Stage
  Novel
  Review
  Story
  Back Cover
  Journey
  Quotations
  Özlü Sözler
  PEN Writers
  Bibliography
  Google Profile
  E-Blogger
  Twitter
  Photo
  Picasa
  Music
  Movies
  Links
  Website
  Contact
 

ÖZLÜ SÖZLER

APHORISMS IN TURKISH

 

 * Hayat, korkakları sevmez. (Mehmet Murat ildan)

* Dumanı tüten sıcacık bir ekmeği iki sempatik yumurcakla birlikte sonsuz bir iştahla ısırmak, paylaşmak! Keyifli bir annenin söylediği şarkıyı dinlemek! İşte hayat bu! Bize basit gibi gelen ne varsa hayatın bütün güzelliği orada gizlidir. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatın bazı anlamlı ve özel günlerinde adeta bütün güzellikler bir sıraya dizilirler ve art arda, tıpkı bir ordunun askerleri gibi geçiş töreni yaparlar. İnsan bunların arkasının hiç kesilmeyeceğini düşünür ve bu umut dolu düşünceyle saadetin doruklarına doğru hızla tırmanır. (Mehmet Murat ildan)
* Başkalarını memnun edeyim derken insan kendi hayatını mahveder. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat bilinmez, hiç bilinmez!.. Şartlar zorlarsa, çıplak ayaklarla korların üzerinde de pekâlâ yürünür. Şu dünya ne zamandan beri bizi dinler ki? Biz kendi bildiğimizi okuruz, hayat da kendi bildiğini! Bu bir çeşit düellodur. Sonuçta ne olur, şimdiden kestirilemez. Ama önemli olan, hemen teslim olmamaktır, kahramanca vuruşmaktır koşullar bunu gerektirdiğinde; korkakça kabullenmemektir etrafımızda kümelenmiş yerli yersiz bir sürü delinin veyahut toplumun zorla giydirmeğe çalıştığı dar elbiseleri üzerimize. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşandıkça görülür ki, hayat peri masallarındaki gibi değildir; onun bir kesitinin masallardaki gibi harika bir şekilde yaşanmış olması da bizi hiç tatmin etmez; gelip geçmiş olan güzel günler mutluluktan ziyade acı tebessümler verir bize. (Mehmet Murat ildan)
* Bir sabah horoz ötecek, sararmış yaprak ağacından düşecek; o yaprağın düşüşünü belki sadece oradan uçmakta olan bir saksağan ve yalnızca birkaç saniye görecek… yaşam budur. (Mehmet Murat ildan)
* Odamın tavanında bir örümcek hızla ağ örüyor; bazen mumu yaklaştırıp onu dikkatle izlerim, öylesine soğukkanlı bir katildir bu!.. Yaşama bir örümcek kadar soğukkanlı bakabilsek, kederin kızgın yağları bizim üzerimizden soğuk sular gibi akıp giderlerdi. (Mehmet Murat ildan)
* Şu yaşımıza ne kadar çabuk geldik değil mi? Daha dün sokaklarda top oynamıyor muyduk? Hayat bir kızakmış meğerse, hızla kayan bir kızak!.. (Mehmet Murat ildan)
* Geçen zaman geri gelmez, kaçan fırsatlar da yeniden karşımıza çıkmazlar! Kim bu kanunu bilir ve bu kanuna uygun yaşarsa, onun yaşamı bilgece bir yaşamdır. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamın her anı bir tecrübe ve bir aydınlanma seansıdır, fakat yalnızca bunu değerlendirebilenler için!.. Yaşama boş gözlerle bakan, onun hiçbir anından hiçbir ders çıkaramaz; yaşama meraklı ve araştırıcı gözlerle bakan biri ise, yolda ilerlerken araba tekerleğinin altında ezilen bir böceği gördüğünde bile buradan hayat üzerine çok şeyler çıkarabilir. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam, bir stratejidir; bir yöntem belirleyip onu uygulamaktır. (Mehmet Murat ildan)
* "Okulu bitirip hayata atılmak" cümlesi bana hep tuhaf gelir, çünkü bu sadece bir illüzyondur. İnsan hayata bir kez atılır, o da doğduğu zamandır. Hayatın her anı hayatın ta kendisidir. Bir kayanın üzerinde heykel gibi otursanız da hayatın içindesinizdir, diskoda dans ederken de, yolda yürürken de, maç seyrederken de. Hayatta en önemli mesele ise "Farkındalık" olayıdır. Farkındalık yoksa, hayat da yoktur. Yürürken ayağınızın altındaki bir gelinciğin farkında olmak, yanınızdan uçup giden bir sineğin farkında olmak... İşte gerçek hayat budur, gerçek yaşanmışlık ancak farkındalıkla sağlanabilir. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamın en temel hedeflerinden biri yaşanan tecrübelerden yola çıkarak "İnsan kalitesi" bağlamında yükselmektir. “Alt insandan” “Üst insana” geçiş için bu kalite yükselişi şarttır. Yırtıcı, yalancı, küçük hesapçı, defolu karakterli, basit ve müthiş aç gözlü "Alt insan" egemenliğinden yeni bir dünyaya, uygar bir dünyaya geçişin yolu budur. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam, bir pürüzler zinciridir! Önemli olan bu pürüzlerin altında kalmamaktır, onları gidermek için çabalamaktır. Pürüzsüz hayat masallarda bile yoktur. İnsan bu pürüzlerle, bu engellerle mücadele ederken güçlenir. Hiçbir dalganın insanın kendi boyundan yüksek olup onu yıkacağını düşünmemek ve gelen her dev dalganın üzerine çıkıp onu aşacağına sarsılmaz bir kuvvetle inanmak... Hayattaki temel yaşam psikolojisi bu olmalıdır. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam tektir, ölüm sonrası kesin ve mutlak bir yok oluştur. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamla kumar oynamak benim felsefemde yoktur. Ben yaşamı ciddiye alırım, çünkü onu seviyorum ve elimizde ondan başka da bir şey yoktur. Yaşamı ciddiye almamak sadece bir palyaçoluktur, çünkü yaşam en değerli armağandır. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat, sıcak zaman çayının içine düşen tatlı bir küp şekeri gibidir; saniyelerden fazla direnemez eriyip gitmeye. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat, sürprizleri çok sever, çünkü hayat kaostur, o yüzden özellikle kötü sürprizlere en azından psikolojik olarak her zaman hazırlıklı olmak gerek. (Mehmet Murat ildan)
* Ateşten raylar üzerinde yol almaya çalışan, samandan yapılmış bir trendir hayat; bir arpa boyu bile ilerleyemeden kül olup gider. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat, suluboyayla yapılmış nazik bir tablodur; üzerine zaman yağmurlarının tombul kürecikleri düştükçe sulanıp, silinip gider. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam, dört duvar arasında bir sağa bir sola “zaman” kedisinden kaçmaya çalışan zavallı bir faredir. (Mehmet Murat ildan)
* Bir sabun köpüğü düşünün, ona bakarsınız, fakat her an patlayacağını bilirsiniz; yaşam da böyledir. O, şimdi vardır ve şimdi yoktur; o, şimdi beyazdır ve şimdi siyahtır. (Mehmet Murat ildan)
* Bir başkasının hayatındaki ayrıntılar başkaları için çok bir şey ifade etmez; fakat oradan çıkarılmış dersler, oradan yakalanmış ışıklar önemlidir. Çünkü bir başkasının yaşamından tutuşturduğunuz bir meşale kişinin kendi yaşamındaki bir karanlığı aydınlatabilir. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamda bir lotus çiçeği olmak gerçekten güzel bir şey; fakat bir lotus çiçeğini birisi gelip ezebilir. O halde yaşamda lotus çiçeği olarak kalınmaması gereken anlar da vardır. Biri sizi örs üzerindeki yumuşak bir metal olarak gördüğünde balyoz olmak gerekebilir. Balyoz olmak kötüdür, kabadır, ama bir gün, bir an gerekebilir, ve işte o an, o dönemde balyoz olmazsanız sizi örs üzerindeki o yumuşak metal sananlar fütursuzca sizi ezer ve şekillendirirler. Fırtına çıktığında yere sağlam tutunmak için pençeleriniz olmalıdır.(Mehmet Murat ildan)
* Yaşamın en önemli amaçlarından biri daha iyi, daha kaliteli bir insan olabilmektir. (Mehmet Murat ildan)
* Bir kelebek kadar ancak yaşıyoruz. Hiç olmazsa kelebek hür; kısacık bir hayat yaşasa bile istediği rüzgârın önünde uçabiliyor, istediği çiçeklerin üzerine konabiliyor, hortumunu zevkle daldırıp iştahla balözünü emiyor. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatta karşılaştığımız zorlukları bizi geliştiren mekanizmalar olarak görmemiz gerekir. Astronotlar uzaya çıktıklarında düzenli olarak egzersiz yapmak zorundadırlar, çünkü uzay yerçekimsiz bir ortamdır. Yerçekimi bize güçlük çıkarır, bizi baskı altına alır, bizi aşağı çeker ve bu baskılar, bu güçlükler kaslarımızı ve kemiklerimizi geliştirirler. Yerçekimsizlik ortamında kemikler incelir ve kırılırlar. Yaşamın zorlukları, bizi güçlendiren önemli mekanizmalardır. Ne zaman bir güçlükle karşılaşsak, hep yerçekimini düşünmeliyiz. Onlar bizi daha kuvvetli yapmaktadırlar. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatta önemli olan “Yapılacaklar listesi” hazırlamaktan ziyade o listeleri gerçeğe dönüştürmek, fırsatları iyi kullanmaktır. Hayatta bazı fırsatlar insanın önüne sadece bir kez gelir. Bazı özel insanlara hayatta sadece bir kez rastlanılır. Yaşam, fırsatları sağanak yağmur halinde bize sunmaz. Çok özel fırsatlar çöldeki sular gibidir ve gerçekten kıttırlar. (Mehmet Murat ildan)
* Sağanak yağmura hazırlıksız yakalanıp dere yataklarında boğulan çok sayıda kaplumbağa olur. Yaşam, her şey ve herkes için acımasızdır. Her şey ve herkes bir an vardır, bir an yoktur. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam bir kıvılcımdır ve sadece bilim bu kıvılcımın gür bir ateşe dönüşmesini sağlayabilir. (Mehmet Murat ildan)
* Güzel bir yaşam yarattık diyelim; mutlu bir hayat sürüyoruz; harika bir evimiz, ailemiz ve bahçemiz var; her şeyi yoluna koyduk, ama bunu ne kadar sürdürebiliriz? Sürdürülebilirlik sorunumuz var! Yaşamı seviyoruz, yaşamaya aşığız ve onu uzatmak zorundayız, sonsuza dek uzatmak zorundayız. (Mehmet Murat ildan)
* Ünlenmek, nice başarılar elde etmek benim için bir amaç değil. Şöhret anlamsızdır, saçmadır, sıkıcı ve yapışkandır. Varoluşun güzelliklerinin kalıcı olduğu bir zamanı yakalamak, sıra dışılığa rağmen sıradan olmak; sıradan, gösterişsiz, farkındalıkla dolu bir hayat yaşamak, tabiattaki güzelliklerin huzuru içerisinde yitip gitmek, bir derenin soğuk sularında dirilmek, geceleri ay ışığında gezinmek ve bunları yalnızca özel insanlarla paylaşmak... Yaşam budur… benim için en büyük değer bunlardır. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat, bazen zorunlu bazen de gönüllü olarak yapılmış bir tercihler zinciridir. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam sıkıcı değildir, onu sıkıcı yapan biziz ve onu eğlenceli yapacak olan da yine biziz. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamın en temel gerçeği yaşamda hiçbir şeyin garantisinin olmamasıdır. (Mehmet Murat ildan)
* Resmi hayat çok sıkıcıdır, başbakan olmak, bakan olmak, vali olmak çok sıkıcıdır, resmiyetle sınırlanmış bir hayat gerçekten çok sıkıcıdır. Tanrı insanı resmi yaşamdan korusun!.. Resmi yaşam özgürlüğü öldürür, insanı bir cesede dönüştürür, resmi bir cesede!.. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşadıkça her şey mümkündür, her şey yalnızca yaşadıkça mümkündür. (Mehmet Murat ildan)
* Sürekli olarak var olan şey gerçektir, süreklilik taşımayan bir şey gerçek değildir. Yaşam bir düştür, gerçek değildir. Eğer onu sürekli kılmayı başarabilirsek, ki bu başarılacaktır, işte o zaman yaşam gerçek olacaktır. Ben bir düşüm! Bu satırları aslında bir düş, bir rüya, bahar dallarının arasından süzülen rüzgârın fısıltısı, çiçeklerin, sümbüllerin, güllerin, karanfillerin uçup giden kokusu ya da bir siluet, bir gölge yazıyor. Ama bu düşün, bu rüyanın, bu fısıltının, bu esintinin kendisini gerçek kılma, kendisini gerçeğe dönüştürme yeteneği var. Bu düşün, insanoğlu dediğimiz düşün, hayat dediğimiz rüyanın, çiçeğin, siluetin en önemli yanı budur! O, gerçeğe dönüşebilir! İnsanoğlunun hayalinin gerçekleşmesi demek, insanoğlunun hayalden gerçeğe dönüşmesi demektir! 80 yıl yaşamak hayaldir, 90 yıl yaşamak da hayaldir. 200 yıl yaşayan bir kaplumbağa insana göre daha gerçektir! Ama kaplumbağa evrimsel bir sıçrama yapmazsa her zaman bir hayal olarak kalacak! Oysa insanın bu hayal hapishanesinden kurtulma şansı var. Biz, bu mahkûmiyeti reddediyoruz ve bu hapishaneden kurtulacağız. Kısacık yaşam, insanoğlunun ayağındaki tek ve en gerçek prangadır. Bu prangayı oraya “Evrim” takmıştır, o sonsuz rastlantılar zinciri takmıştır, biz çıkaracağız!.. Bir şey takılmışsa, çıkarılabilir de. (Mehmet Murat ildan)
* İnsanın kendi canı öyle tatlıdır ki, bal bile onun yanında çok tuzlu kalır. Meyvelerin en lezzetlisi, mücevherlerin en değerlisi candır, hayattır. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat bir tahterevallidir; birinin bahtı aşağı inerken ötekininki yükselir. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat yolunda çukurlarla, olumsuzluklarla karşılaşan çoğu insan gökyüzüne isyankâr bakışlar fırlatır. (Mehmet Murat ildan)
* Her şeyin kötü gittiği anlarda yaşamak ezici bir yük, boğucu bir ip gibi görünür insana. O yükü boşaltmak, o ipi kopartıp rahatlamak arzusuyla alev alev yanar insan. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatın sürekli düz bir çizgi halinde sürüp gittiği nerede görülmüştür? Her şeyin güzel gittiği neşeli bir gün bir bakarsınız hayat eğri büğrü çizgiler çizmeye başlamış! (Mehmet Murat ildan)
* Hayat dediğimiz bir büyük koşuşturmaca! Herkes sanki başlarına iri üzüm taneleri büyüklüğünde dolu yağıyormuşçasına ya da sinirli bir eşek arısı ordusundan kaçıyormuşçasına sağa sola koşuşturur, ölünceye dek de koşuşturacaktır bu insanlar; son nefeslerini verirlerken, son dualarını yaparlarken bile koşmak isteyeceklerdir; bu sürekli koşuşturma, bu sürekli telâş ve panik hali insanoğlunun ebedî bir hastalığıdır. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam, bir satranç oyunundaki gibi sonsuz olasılıklar içerir; bu olasılıklardan hangilerinin gerçekleşeceği ise kocaman bir meçhuldür. Her şey olabilir ve de hiçbir şey olmayabilir, yaşam budur, yasa budur. (Mehmet Murat ildan)
* Bu dünyada hiçbir şeyin garantisi hiçbir zaman olmamıştır. Her olasılık mümkündür. Eli öpülen adamların, gün gelir suratlarına tükürülür! Omuzda taşınanlar, zaman gelir ayaklar altında şarap üzümleri gibi çiğnenirler. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatın bazı dönemlerinde insanın önüne bir takım karmaşık, sisli puslu, gizemli yollar çıkar, bunların bazıları bizi felâkete, bazıları saadete götürür. (Mehmet Murat ildan)
* Hayata küsmek akıllı insanların işi değildir; o iş aptalların, zayıf karakterlilerin, püf diye üflenince yere yıkılan, kâğıttan, kartondan yapılma dayanıksız insanların işidir. (Mehmet Murat ildan)
* Her zaman yapılacak çok iş var; yaşam duramaz, akmalıdır, çünkü durgunluk ölümdür. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat, başka türlü olabilecekken böyle olmanın ta kendisidir. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatın en acıklı durumlarında bile gülünebilecek bir şeyler var. Hayatta yaşanılan pek çok trajik olay bir buzlu camdır zaten ve bu buzlu camın arkasından dikkatlice bakınca insan belli belirsiz komik olan bir şeyler de görür. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamımızdaki sorunların çoğu yapaydır; biz onları gözümüzde büyüttüğümüz için onlar var olurlar. (Mehmet Murat ildan)
* Samanların üzerine düşen taze bir çiçek şunu iyi anlar ki hep yükseklerde kalınmaz; birdenbire, harmanda parçalanmış kuru ekin saplarının arasına da pekâlâ düşülebilir; yaşam, yavaş yükselişleri izleyen hızlı düşüşlerden ibaret bir “Yağmur oyunudur” zaten. Gökyüzünde asılı tertemiz su zerrecikleri hep orada kalmazlar, uğursuz bir an gelir, bulutların beyaz sarayından balçıkların, bataklıkların, çöplüklerin, samanların içine sonsuz ıstıraplar duyarak, korkunç azaplar çekerek tepetaklak düşüverirler. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamın bazı talihsiz anları vardır ki, insan o anlarda meleklerin bütün güçleriyle bağırarak uyarmalarını işitmez, yalnızca şeytanın fısıltılarını duyar. Bülbüller öterken insan kimi zaman sadece kargaların cırtlak seslerine kulak verir. (Mehmet Murat ildan)
* İçinde siyahlık, grilik olmayan hiçbir edebi eser gerçekçi olma iddiası taşıyamaz. Üzüntü gridir, ağlamak gridir, aldatılmak gridir, alçaklık siyahtır, intikam siyahtır, cinayet siyahtır. Bunlar yaşamın hâkim renkleridir, bunlar yaşamın zorba efendileridir; insanoğlunun hayatı asla pembenin hâkim olduğu bir hayat olmamıştır ve olacağına dair de hiçbir belirti görünmüyor ortalıkta. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatta herkes birilerini aldatmaya, kandırmaya, acımasızca ezmeye, defterini dürmeye çalışır; hayat, dehşetli tuzaklarla, çirkin entrikalarla ve maskeli yüzlerle doludur. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatta önemsiz gibi görünen cılız ayrıntılar, önemce üçüncü, beşinci, onuncu derecedeymiş gibi görünen detaylar çoğu kez hayatı şekillendiren büyük ırmaklara, büyük depremlere dönüşebiliyorlar. Koca ateşlerin küçük kıvılcımlardan, büyük hastalıkların minicik mikroplardan çıkması da küçük olanın gücünün de küçük olmadığı anlamına geliyor zaten. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşamın bazı ehemmiyetsiz ayrıntıları Tsunami dalgaları gibi epeyce bir süre sinsice, esrarengiz bir şekilde dipten ilerlerler ve nihayetinde alttan yükselip devleşir, önlerine çıkan ne varsa silip süpürebilecek boyutlara ulaşırlar. İncir çekirdeğini bile doldurmayacak değersiz şeylermiş gibi duran pek çok detay, paradoksal bir şekilde yaşamda büyük felaketler, ciddi sonuçlar doğuracak kadar etkili olurlar. (Mehmet Murat ildan)
* İki alevli aşkın arasında kalan her ne varsa, çoğu kez o, ortadan kaldırılması gereken korkunç bir engel olarak görülür. (Mehmet Murat ildan)
* İnsan yalnızca karşı cinsten birine âşık olmaz; binalara, taşlara, bahçelere de âşık olur. (Mehmet Murat ildan)
* Gerçek aşk ve Güneşin ortak bir noktası vardır; o kadar parlaktırlar ki, her ikisinin de gölgesi yoktur, karanlıktan azadedirler. (Mehmet Murat ildan)
* Aşık olmak denizaltıyla okyanusa dalmak gibidir; insan dış dünyayı terk eder ve loşluğun sessizliğinde dolaşmaya başlar. (Mehmet Murat ildan)
* Aşkın parlak ışığı karşısında akıl, zavallı bir gölgeye dönüşerek bilinmeyen bir yere süklüm püklüm çekip gider. (Mehmet Murat ildan)
* Eros’un oklarıyla vurulmak istiyorsanız, mantık denilen demir kalkandan kurtulmanız gerekir. (Mehmet Murat ildan)
* Beni şimdi bir sarayınbahçesindekibir havuza atın, havuzun fokurdamaya başladığını görmezseniz ben de aşkı bilmiyorum, ben hiçbir şey bilmiyorum demektir. (Mehmet Murat ildan)
* Uzakta bir yerde bir horoz uzunca öttü; penceremin önünden birkaç yarasa geçiverdi; onlar da mı âşıklar yoksa benim gibi? Böyle sabahlara kadar uykusuz kalmak başka neden olur ki? (Mehmet Murat ildan)
* Aşk, büyük ama geçici bir tsunami dalgasıdır. (Mehmet Murat ildan)
* Aşkta mesafe ölümden beterdir. İnsan sevdiğine, bir ağacın toprağa ya da bir balığın suya uzak olduğu kadar uzak olmalıdır en fazla. (Mehmet Murat ildan)
* Aşk, insanlık tarihinin en güçlü komutanıdır; bilinen ve bilinmeyen zamanların en dâhi generalidir. Ona direnmek mümkün olmadığı gibi, ona teslim olmak en büyük zaferlere eşdeğerdir. (Mehmet Murat ildan)
* Sevda, sevdalananı zincirler. (Mehmet Murat ildan)
* Ah, ben aşkın derin kuyusuna düşmüşüm; Tanrı aşkına bir merdiven, bir ip! Dümdüz ve yağlı bir kalas da olur, en azından ona tırmanmaya çalışırım!.. (Mehmet Murat ildan)
* Kayık ve su birbirlerine âşıktırlar; onları başıboş bırakmaya gelmez; bir bakarsın ki, rüzgarla anlaşıp balayına çıkmışlar!.. (Mehmet Murat ildan)
* Nedir bu sevda denen şey? Bir tür hastalık mı? Evet, bu bir tür hastalık; dünyanın en gizemli hastalığı üstelik! Sıtma gibi insanı şiddetle titretiyor, ateşini yükseltiyor. Nedir bu sevda denen şey? Bir şeytan mı? İnanın aşkın, saadetin içinde yılan gibi ısırıp acıtan kahredici bir ıstırap da var!.. (Mehmet Murat ildan)
* İçinde saçmalıklar ve delilikler olmayan bir aşk gerçek bir aşk değildir. (Mehmet Murat ildan)
* Aşkın gücü karşısında insanoğlunun yapacağı hiçbir şey yok. İnsan aşkı seçemez, aşk insanı seçer. Kalplerimiz, dizginlerinden tutup istediğimiz yöne sürebildiğimiz uysal atlardan değiller; onlar vahşi atlar gibidir; gemsiz ve özgür; ne yapacaklarını, nereye koşacaklarını bilemeyiz. (Mehmet Murat ildan)
* Kalbini zırhla kaplamış olan, kalbini çürümeye terk etmiş demektir. Zırhlar şövalyeleri korurlar, ama kalpleri öldürürler. Yüreği korunmasız, kalkansız, zırhsız olan aşkta yenilmez, çünkü aşkın savaşında galip gelmek için yaralanmak, kanamak gerek. (Mehmet Murat ildan)
* Tarih boyunca savaş meydanlarında büyük hüsrana uğramış o ünlü komutanlar, bir kadının kocasını başka bir kadına kaptırmasının verdiği acının sadece onda birini bile hissetmemiştir. Yenilgilerin en büyüğüdür sevgide, aşkta kaybetmek. (Mehmet Murat ildan)
* Sırnaşık âşıklar, bostan korkuluğuna rağmen tarlaya konarak tohumları yemeye kararlı aç kargalar gibi ısrarcıdırlar. (Mehmet Murat ildan)
* Eğer bir rahip âşık olursa, aşk, bu Tanrı adamının içindeki rahibi öldürürken onun içindeki cüceleşmiş erkeği de Herkül gibi güçlü kılar. Aşk, erkeği devleştirir. (Mehmet Murat ildan)
* Aşkın karşısında yenilgi ömre bedel bir zaferdir; aşkı yenmekse bozgun ve sefalettir. (Mehmet Murat ildan)
* Sevgi, insanı adeta bir Süpermen yapar; insan öyle müthiş bir özgüven duygusuyla donanır ki, her şeyi yapabileceğini, her şeyin mümkün olduğunu düşünür. (Mehmet Murat ildan)
* Ceylanların kaplanları kovaladıklarına, geyiklerin aslan gibi kükrediklerine, kurbağaların bülbül gibi öttüklerine inanın da sevgisiz, sevdasız yaşanacağına inanmayın. (Mehmet Murat ildan)
* Aşk, dünyayı olduğu gibi değil “Aşkça” görür. (Mehmet Murat ildan)
* Alev alev yanan bir aşkı mantıkla söndürmeye çalışmak, güneşi suyla söndürmeye çalışmaktan farksızdır. (Mehmet Murat ildan)
*Ben bir hemenciyim, aşırı sabırsızım, müthiş aceleciyim, çünkü yarın sadece bir varsayımdır, gelecek yalnızca bir hipotezdir. (Mehmet Murat ildan)
*Aç adama yeşil bezelyeler parıldayan incilerden daha parlak görünürler. (Mehmet Murat ildan)
*Toprağa girerken ismini toprağın üzerinde bırakma arzusu yazar camiasında çok yaygın ve aptalca bir hastalıktır. (Mehmet Murat ildan)
*Ölümlü bedenlerimizi ölümsüzlük kıyısına taşıyan şimdilik tek bir sal var: İsimlerimiz! (Mehmet Murat ildan)
*Bir insan ki şu adaletsiz dünyada adaletin tesisine en küçük bir katkı yapmış olsun, o mutlu olmaz da kim olur? (Mehmet Murat ildan)
*Ateşe âşık bir orman, düğününde siyah gelinlik giyer. (Mehmet Murat ildan)
*Bazı delilerin aklı sulardaki gelgit gibidir; gelince dâhi gidince kaçık olurlar. (Mehmet Murat ildan)
*Bazıları akıl her şeydir diyor. Ah, siz onlara aldırış etmeyin, onlar yaşamı anlamamışlar; inanın duygu akıldan üstündür!.. (Mehmet Murat ildan)
*Akıl, öyle talihsiz anlar gelir ki, duyguların kölesi, hislerin uşağı olmak gibi sersefil bir duruma düşer ve tahtını terk eder. (Mehmet Murat ildan)
*Efendimiz akıl mı olsun duygu mu? Aklın mı kölesi olalım duygunun mu?.. Bizi kim mutlu edecekse efendimiz de o olsun!.. (Mehmet Murat ildan)
*İçinizde en akıllı odur ki hayatın sadık havarisi, varoluşun gerçek müridi ve aşkın samimi takipçisidir. (Mehmet Murat ildan)
*Alkış, birinci sınıf oyuncuların ebedi mukadderatıdır. (Mehmet Murat ildan)
*İnsan, cehennemden ayrılırken bile korkunç zebanîlerle vedalaşmak isteyebilir; işte bu tuhaf istek, alışkanlığın o müthiş gücüdür. (Mehmet Murat ildan)
*Kapalı ve inatçı kilitler, doğru anahtarlarla karşılaştıklarında açılmayı mecburen kabullenirler. (Mehmet Murat ildan)
*İnsan yalnızca karşı cinsten birine âşık olmaz; binalara, taşlara, bahçelere de âşık olur. (Mehmet Murat ildan)
*Gerçek aşk ve Güneşin ortak bir noktası vardır; o kadar parlaktırlar ki, her ikisinin de gölgesi yoktur, karanlıktan azadedirler. (Mehmet Murat ildan)
*Aşık olmak denizaltıyla okyanusa dalmak gibidir; insan dış dünyayı terk eder ve loşluğun sessizliğinde dolaşmaya başlar. (Mehmet Murat ildan)
*Aşkın parlak ışığı karşısında akıl, zavallı bir gölgeye dönüşerek bilinmeyen bir yere süklüm püklüm çekip gider. (Mehmet Murat ildan)
*Eros’un oklarıyla vurulmak istiyorsanız, mantık denilen demir kalkandan kurtulmanız gerekir. (Mehmet Murat ildan)
*Kayık ve su birbirlerine âşıktırlar; onları başıboş bırakmaya gelmez; bir bakarsın ki, rüzgarla anlaşıp balayına çıkmışlar!.. (Mehmet Murat ildan)
*Eğer bir toplumda ateş sadece düştüğü yeri yakıyorsa, bu durum çok ciddi bir ahlâk ve vicdan sorununun varlığına işaret eder. (Mehmet Murat ildan)
*Güzel Ay ışığı altında hiçbir çirkin gerçek kalmaz; çamur bile bir pırlantaya dönüşür. (Mehmet Murat ildan)
*Aynaya baktığımda kendimi göremezsem, yok olduğumu değil aynanın bozuk olduğunu düşünürüm. (Mehmet Murat ildan)
*Eğer başarmak sekiz buçuk dakikada güneşe varmaksa, ses hızında yol almak başarmak için yetmez; ışık hızıyla gidilmelidir oraya. (Mehmet Murat ildan)
*Hayatta başarının en iyi yolu, bir sustalı bıçak gibi cesurca ileri doğru atılmaktır. (Mehmet Murat ildan)
*Gerçek bir cahilden bilgece bir söz işitmek, gerçek bir bilgeden cahilce bir söz işitmek kadar enderdir. (Mehmet Murat ildan)
*Bilgisizle bilge arasındaki tek ortak nokta her ikisinin de sessiz olmalarıdır. Bilgisiz bilmediği için susar, bilge de bildiği için. (Mehmet Murat ildan)
*Biz, bilim rüzgârı karşısında bir rüzgârgülüyüz; yönümüz, onun estiği yöndür. (Mehmet Murat ildan)
*Bir yaprak, başka bir yaprağa yapışarak rüzgâra karşı daha dirençli hale gelir. (Mehmet Murat ildan)
*Ekmeyen çiftçinin hasadı yabani ot ve dikenden başka bir şey olamaz. (Mehmet Murat ildan)
*Çobanlar pek çok gizemli dil bilirler. Koyunların ve köpeklerin, yıldızların ve göklerin, otların ve çiçeklerin dillerini konuşabilirler. (Mehmet Murat ildan)
*Dünyanın en iyi dağcısı da olsanız, büyük bir dağın üzerindeki küçük bir noktasınızdır halen. (Mehmet Murat ildan)
*Ancak ateşin içinden çıkmış biri bilebilir tam manasıyla, güneşin altında parıldayan berrak suyun o paha biçilmez değerini. (Mehmet Murat ildan)
*Bir kazağın önceden belirlenmiş desenlerini yarı yolda değiştirmeye kalkarsanız ortaya çirkin bir motif çıkar. (Mehmet Murat ildan)
*Her mutsuz dâhi, mutlu bir aptalın yerinde olmayı düşler. (Mehmet Murat ildan)
*Akıllı bir okyanus, fırtınanın kendisini çalkalamasına kızmaz; neden çalkalanmayacak kadar yoğun olmadığına kızar sadece! (Mehmet Murat ildan)
*Midenin boşu da kesenin boşu gibidir; insana çok acı verir. Ekmeksiz mideyle altınsız kese, nice devrimlere yol açmıştır tarihte. (Mehmet Murat ildan)
*Cüceler de devrim yapabilirler, yeter ki ihtilalden önce kendilerini dev olarak görebilsinler!.. (Mehmet Murat ildan)
*Hıristiyan bir serçe, Müslüman bir aslan ya da Yahudi bir fil görmedim. Hayvanlar şanslılar çünkü henüz dini icat etmediler!.. (Mehmet Murat ildan)
*Bu dünyanın gizli bir kuralı var âdeta: Ölmesi gerekenler yaşar, yaşaması gerekenler ölür. (Mehmet Murata ildan)
*Felaket şapkasından selametin çıktığı da olur ve bu durum çok ender de değildir. (Mehmet Murat ildan)
*İnsan geriye değil ileriye bakmalı. Tanrı da insanlardan bunu istiyor, yoksa ensemize de iki göz koyardı.(Mehmet Murat ildan)
*Hiçbir göz geleceği okuyamaz, çünkü o henüz yazılmamış bir kitaptır!.. (Mehmet Murat ildan)
*Gelecek, herhangi biri için zorlu vizeleri olan meçhul bir ülkedir. Herkes bu ülkeyi ziyaret etme şansına sahip olamayacaktır. (Mehmet Murat ildan)
*Durgun bir gölün üzerine kocaman bir kaya atılmış, ama göl hiç dalgalanmamışsa, ya kaya gerçek değildir ya da göl. (Mehmet Murat ildan)

*Koşullar ne olursa olsun insan gerçeğe mutlaka sadık kalmalıdır. (Mehmet Murat ildan)

 *İnsanın hayat arkadaşı, bir kaos dünyasında, tıpkı süratle dönen tekerleğin ortasında sabit duran kısım gibi hayal edilebilir. (Mehmet Murat ildan)    

 

 

 *Gemiler için olduğu gibi insanlar için de karanlık fırtınalı geceler güneşli sakin günlerden daha iyi öğretmendirler. (Mehmet Murat ildan)